Sayın
Şükür Haberal
Subaşı Köyü Muhtarı
Pazar/RİZE
08 Eylül 2009
Değerli Kardeşim;
Senin şahsında bütün köylülerimin bana gösterdiği çok içten ilgiye teşekkür ediyorum. Köyümle, yöremle, Aziz milletimizle ve ülkemizle her zaman gurur duyuyorum. DEMOKRASİ ve HUKUK Kuralları içinde ülkemin yükselmesi ve yücelmesi için her zaman çalıştım. YÜCE ALLAH izin verdiği oranda da bu çalışmalarımı sürdüreceğim.
Değerli Köylülerim ben köyün düzünde, diğer arkadaşlarım Recep(geculik), Yılmazlar(Sofu ve Ömeroğlu), Kenan, Nejdet, Maksut, Kasım, Emrullah, İsmail ve daha birçoklarıyla ÇIPLAK ayak karın üstünde ve hem de ÇAMURUN içinde beraber oynadık, CAMİYE gittik, bizim okulumuz olmadığı için karşı mahallede yani DERENİN karşısındaki teyzelerimin MİSAFİR odasında 2 sene yani bir ve ikinci sınıfı rahmetli Hocamız Hüseyin Deli Hasan oğluyla geçtik. Üstelik kışın okula odun götürerek. Zaman zaman da köprüden dereye düşerek. Teyzelerime ve o odayı yaptıran DEDELERE ne kadar teşekkür etsem azdır.
Bizim mahallemizde okul yapılırken bir metre küp taş taşıdım. Fikret de çok taş taşıdı. Rahmetli hocamız Yaşar Çelebi, Atıf Ağabey ve Meliha Arabacı hocalarımız oldular. Üç ve dördü burada okudum. ODUN ATEŞİNİN ışığında Ders çalıştık, Değirmenlerde Mısır ve Tuz öğüttük(Nöbetleşe). HEMŞİN yaylalarında DAĞARCIK sırtımızda, DEĞENEK elimizde ÇOBANLIK yaptık.
Ben ve bazı arkadaşlarım (Emrullah gibi) yarım metrelik (50 cm) yollarda iki günde yaylaya giderken ÇAMIN altında, ÇULUN üstünde yatarak veya Fırtına Deresinde handa sandalye üstünde uyuyarak KATIRCILIK yaptık. ZİLKALE yolunda, yolu nöbetleşe kullandık. Vartevor zamanı (Yayla Şenliği: 15 Temmuz – 15 Ağustos) CAGUDDAN CAĞPEYİK’e SELAM vererek indik. AÇKAR MERASININ Korusunun açılımını yaptık, Ay ışığında sabahlara kadar HORAN oynadık. Bütün bu yapılanları güzel bir VATANIMIZ olduğu için yapabildik. Ben her zaman bu VATANI, Adeta Osmanlı İmparatorluğunu parselleyerek onu yıkmaya çalışan bugünün Avrupa Birlikçilerine karşı (O zamanlardaki adıyla Yedi Duvele karşı) yokluklardan, yoksulluklardan ve zaman zaman gelişen içteki ihanetlerden YILMADAN bugünkü TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ kurarak bizlere EMANET eden ATATÜRK, ARKADAŞLARI, AZİZ ŞEHİTLERİMİZ ve bu mücadelede yaşamını yitiren gazi olup aramızdan ayrılan bizim köylülerimizi de her zaman Rahmet ve Şükranla ANIYORUM.
Değerli Köylülerim; Osmanlı İmparatorluğu döneminde YÖRELERİN ve AİLELERİN zamana uygun isimleri vardı ki BİZ Onlara ‘LAKAP’ DİYORDUK. Örneğin bizim aile CEVAHİROĞLUYDU, diğerleri YUNUSOĞLU, ŞİŞMANOĞLU, BİLALOĞLU, KÖSOĞLU, HACILAR gibi.. ve köyümüzün adı da HAÇAPİT diye anılmaktaydı. Halbuki yeniden kurulan Genç TÜRKİYE CUMHURİYETİ ATATÜRK’ÜN söylemiyle asrın medeniyet düzeyine ulaşmalı ve onu da aşmalıydı. Bunun için de dilimiz yani TÜRKÇEMİZ çok önemliydi ki bugün ben diyorum ki TÜRKÇE DİL BAYRAĞIMIZDIR. Bu nedenle nasıl ki soyadı sistemi geldi bizim soyadımız CEVAHİROĞLUNDAN: HABERAL’A değişti, SOFUOĞLU : KARACA oldu, KOSOĞLU : genelde TAN oldu. HACILAR BİRBEN oldu köyümüzün ismi de Tam konumuna uygun ‘SUBAŞI’ oldu.
İşte Değerli Köylülerim GENÇ TÜRKİYE CUMHURİYETİMİZDE, Genç Köyümüzün adı da SUBAŞIDIR. Dolayısıyla BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ ve BAĞLI KURULUŞLARINI kuran Prof. Dr. Mehmet HABERAL’IN Köyünün adı ‘SUBAŞIDIR’. Şahsınızda bütün Köylülerime en içten selam ve mutluluk temennimi iletmeniz dileğimle.
Prof. Dr. Mehmet Haberal
Başkent Üniversitesi Kurucu ve Rektörü
|